Siteyi düzgün görüntüleyebilmek için internet explorer 7 ve üzeri,chrome firefox veya opera tarayıcılarından birini kullanmanız gerekmektedir.

Kovandan Bala

ÇALIŞKANLIĞIN SEMBOLÜ OLAN ARILARIN KOVAN HAYATI

Her bir arı kolonisi, aralarında olağanüstü bir işbirliği olan; binlerce işçi arı, birkaç yüz erkek arı ve tek bir anadan (kraliçe arı) oluşur. Tüm işçi arılar ve ana arı dişidir.  Arı ailesi, dişilerin yönettiği çok disiplinli bir sosyal düzende yaşayan anaerkil bir toplumdur. Hiçbir arı bu koloniden ayrı hayatına devam edemez. Bütün arılar içgüdüsel olarak bu düzeni bilir ve hayatını buna uygun olarak sürdürür. Kovanda her arının görevi bellidir ve arılar olağanüstü durumlar dışında kendi görevlerinin dışına kesinlikle çıkmaz. Güneşin ilk ışıklarını göstermesiyle güne uyanan ve hummalı bir çalışmaya koyulan arı ailesi, güneş yeniden gözden kayboluncaya kadar durmaksızın uyum içinde çalışır.

Arı kolonisinin yuva içindeki yaşam alanı peteklerdir. Gerek doğal ortamda gerek kovan içinde olsun, arı mutlaka kendisine petek yapar. Bu altıgen yapıda inşa ettikleri petekler, matematiksel sağlamlıkları ve alan kullanımındaki işlevsellik anlamında mimari şaheserler olarak kabul edilir. Balmumundan örülen petek gözleri, hem besin deposu hem de ana arının yumurtalarını bıraktığı bir yavrulama alanıdır.   

Kovandaki yaşamın en önemli özelliklerinden birisi son derece belirli kurallarla işleyen düzenli iş bölümüdür. Kimi arı sütü salgılayarak kraliçeye hizmetini yapar ve yumurtlama fonksiyonuna yardımcı olur, kimi larvalara dadılık yapar, kimi petek yapımında kullanılan balmumunu salgılar ve petek örer, kimi balı olgunlaştırıp sırlamayı yapar, kimi kanatlarını hızlı hızlı hareket ettirerek yuvayı havalandırır, kimi yuvanın ağzında nöbetçilik yapar, kimi de propolis, polen, su ve bal özü toplamak için araziye çıkar.

Bireyler arasında bilgi aktarımı kovan içerisinde yapılan ve arı dansı denilen özel hareketlerle anlatılır. Dansı izleyen bireyler kovandan çıktığı zaman anlatılan kaynağın nerede, hangi mesafede ve hangi yoğunlukta olduğunu kolaylıkla anlar. Bal arıları  uçuşa çıktıktan sonra geri döndüklerinde kovanlarını yerlerinden tanıyarak  nöbetçi arıların kontrolünde içeri girer. Bu nöbetçiler arılar bal çalmak amacıyla kovana gelen yabancı arıları teşhis ederek bunların kovana girmelerine engel olur. Yabancı arılar kovana hırsız gibi yaklaştıkları için yabancı tavırlarından dolayı kendilerini ele verir. Bu nedenle de bu arılar “yağmacı” olarak adlandırılır. Her kovanın kendine ait karakteristik bir kokusu vardır. Bu koku bireyler tarafından salgılanan ve çeşitli mesajların iletilmesini sağlayan feromon adı verilen kokulardır.

Bitkiler tarafından çiçek veya diğer aksamları tarafından arılara sunulan bal özü, balın hammaddesini oluşturur. “Nektar” da adı verilen bal özü arılar tarafından emilerek sindirim sistemlerinde enzimlerle birleştirilerek sulu bal şekline çevrilir. Kovana geldiğinde yaklaşık %50 dolayında su içeren bu tatlı sıvı ham bal olarak petek gözüne aktarılır. Bundan sonra balı olgunlaştırmakla görevli işçi arıların, kanat hareketleriyle oluşturdukları hava akımı sayesinde suyun büyük kısmı uçurularak bal olgunlaştırılır. Sonra da işçi arılar tarafından üzerinde hava kalmayacak şekilde temiz bir sıvı olarak salgılanan ve çabucak soğuyarak beyaz bir hal alan balmumuyla kapatılır (sırlanır).  
 

DOĞANIN HEDİYESİ, ARILARIN VAZGEÇİLMEZİ: BAL

Balın hammaddesi olan nektarı bal arıları emerek karınlarında depolar. Nektarların büyük bir çoğunluğu çiçeklerden gelirken, az da olsa bir kısmı çam ağaçları gibi ağaçların üzerindeki tatlı sıvıdan gelmektedir. Kovana geri döndüklerinde arılar karınlarında sindirim sistemlerinde enzimlerle birleştirerek bu nektarı sulu bal şekline çevirir. Bal toplandığında depolama için çok fazla su içermektedir, dolayısıyla suyun büyük bir kısmının uçurulması gerekir. Bu faz olgunlaştırma olarak adlandırılır. Balın olgunlaştırılması sadece kovanda gerçekleşir. Bu işlem için petek gözlerinin 1/4’ü veya 1/3’ü doldurulur ve bu gözler üzerinde arılar kanat çırparak bir hava akımı oluştururlar ve böylece ham balın suyu uçurularak olgunlaşma tamamlanır.

Bal tamamen olgunlaştığı zaman, %20 veya daha az nem içerdiğinde, arılar gözleri tamamen doldurur ve hava kalmayacak şekilde işçi arılar tarafından temiz bir sıvı olarak salgılanan ve çabucak soğuyarak beyaz bir hal alan balmumuyla kapatır. Bunun sebebi balın çevreden nem alarak fermente olmasını engellemektir. Saf balmumu petek hücrelerinin kapatılmasında olduğu gibi yeni petek yapımında da kullanılır.

 

EGE’DEN GÜNEYDOĞU’YA BAL CENNETİ TÜRKİYE

Ülkemizin her bölgesinde bal üretiliyor. Ancak ağırlıklı olarak tek bir çiçeğe ait ballar (monoflora) belli zamanlarda ve belli bölgelerde üretilebiliyor. 

Karadeniz kıyılarında ve yakın bölgelerinde kestane ve orman gülü, Ege bölgesinde çam, Trakya bölgesinde ayçiçek, Akdeniz bölgesinde narenciye, Güneydoğu Anadolu bölgesinde pamuk ve üçgül balları yoğun olarak üretiliyor.

Karışık çiçeklerden elde edilen yayla balları, başta Orta ve Doğu Anadolu olmak üzere oldukça geniş bir coğrafyada üretimi yapılan ballar arasında yer alıyor.